STEM SÖZLÜĞÜ

 
 
 
 
 

AÇIKLAYICI METİN: Bir bilgiyi iletmek ve/veya açıklamak için tasarlanmış metin yapısı.

AERODİNAMİK: Fizik biliminde, hava içinde hareket eden cisimlerin ya da nesnelerin aldığı yolu ve bu yolla oluşan olayları inceleyen fizik dalına denir.

 

 

AKADEMİK SÖZLÜK: Müfredatla ilgili fikirleri anlayabilmek için gerekli olan terimler sözlüğü.
 

 

AKSİYON PLANI: Ulaşmak istediğimiz bir hedefi belirledikten sonra, o hedefe ulaşmak için hangi adımları atacağınızı adım adım planladığınız yöntemdir. Bu plan güncel bir şekilde hedefiniz konusunda önünüzü görmenizi sağlar. A noktasından B noktasına giderken, örneğin B noktası engelle karşılaşırsa yerine koyabileceğimiz bir C noktası size alternatif yolları da görmenizi olanaklı kılar.

ALANA ÖZGÜ SÖZLÜK: Belirli bir çalışma alanına özgü kullanılan, yararlanılan sözlük.

ANAHTAR KELİME: Anahtar kelimeler bir içeriği, sayfayı ya da çalışılan konuyu özetleyen bir veya birden fazla kelimenin bir araya gelmesiyle oluşan kelime/kelimeler serisidir. Bir alana ilişkin detaylı bilgi öncesinde fikir verirler.

ANALİZ: Bir konuyu (maddi veya düşünsel olarak) temel parçalarına ayırarak, daha sonra parçaları ve aralarındaki ilişkileri tanımlayarak sonuca ulaşma yoludur. Böylece parçalara ayırdığınız konu içinde, her parçayı ayrı ayrı inceleyerek bütüne dair daha kapsamlı ve zengin bir bilgiye erişebilirsiniz.

ANATOMİ: İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve bu yapıyı oluşturan türlü organların arasındaki ilişkileri araştıran, inceleyen bilim dalı.

ANEKDOTLAR: Bir olayın başlıbaşına bütünlük gösteren küçük parçaları; öykü niteliği olan kısa anlatılar.

ANOLOJİ: Diğer adı benzeşim. Bir açıklama veya açıklama amacıyla sunulan iki şey arasında bir karşılaştırma yapma. Örneğin, gülümseme ile bir balonu arka arkaya koyarak umudun bir anaolojisi yapılabilir. Bu bilimsel çalışmalarda karşımıza daha çok iki araştırmanın ya da verinin amaç-sonuç çıktısı olarak çıkar.

ANTROPOLOJİ: İnsan kökenini ırk ve tarih öncesi yönünden araştıran, evrimini, yaşambilimsel özelliklerini toplumsal ve kültürel yönleriyle inceleyen bilim dalına denir.

AREOLOJİ: Mars gezegenini araştıran ve Mars üzerinde çeşitli araştırmalar yapan bilim dalına denir.

ARGÜMAN: Yaptığımız ya da yapacağımız bir şeyi desteklemek ya da çürütmek için ileri sürülen neden.

BAĞLANTI: Sembollerin, işaretlerin, davranışların, konuşmaların, yazılanların ya da belirli sinyallerin ortak bir sistem üzerinden başarılı bir şekilde iletilmesidir.Kriter: Bir ürünün ya da sistemin istenilen, aranan elemanları ve özelliklerine dair verilerin her biri.

BEYİN FIRTINASI: Kişilerin bir araya gelip herhangi bir konuyla ilgili düşüncelerini açıklayarak birbirleriyle fikir alışverişinde bulunmaları.

 

 

BİLGİSAYAR OKURYAZARLIĞI: Bilgisayar alanına özgü temel bilgi ve becerilerin tanımlanması.
 

BİRİM: Ortak bir konuya değinen her bir küme

BİRLEŞİK STEM EĞİTİMİ: Öğrencilerin aldığı eğitimlerin STEM eğitim tarzı ile birleştirilerek verilen dersler uygulamalar ve aktivitelerdir.

BOYUT: Bir şeylerin uzunluk, genişlik, derinlik, yükseklik gibi ölçümleri ya da bu ölçümlerin tamamının ortaya çıkardığı alan.

ÇAKIŞIK DÜŞÜNME METODU: Bir problemi çözmeye odaklanırken, birden çok bilgiyi bir araya getirerek düşünme şekli. Düşünceler arasında yapılan kıyaslama.

ÇIKARIM: Kanıtlara ve önceki bilgilere dayalı mantıksal bir tahmin.

DİJİTAL GÖRGÜ KURALLARI: Çevrimiçi uygulamalar ve içeriklere ilişkin belirlenen kural bütünlüğünü bozacak, aykırı davranışlardan kaçınmak; kişisel davranışları kontrol altında tutmak.

DİJİTAL VATANDAŞ: Teknolojiyi ve interneti etkin ve sorumlu bir şekilde kullanan kişi, kişiler.

DİNAMOMETRE: Fiziksel güçleri ölçmekte kullanılan araçların genel adıdır. 

DOMAIN: Diğer adı Alan Adı. Bir web sitesinin internetteki adı ve adresidir.

EĞİTİM TEKNOLOJİSİ: Öğretme ve öğrenme sürecini geliştirmek için bir araç olarak multimedya teknolojileri ya da görsel ve işitsel araçları kullanma şeklidir.

ELEŞTİREL DÜŞÜNME: Ortaya atılan ya da bizim öne sürdüğümüz bir şeyi gerçekleştirmeden önce ya da gerçekleştirdikten sonra gözden geçirdiğimiz, denetlediğimiz ve analiz ettiğimiz süreç.

ENZİM: Canlı organizmaların hücrelerinde tepkimeye yol açan ve yapılarında eriyebilir halde bulunan organik madde/maddeler.  Enzimlerin neredeyse pek çoğu protein yapılıdır.

 

FIRSAT MALİYETİ: İktisadi (Ekonomik) bir seçim yapılırken vazgeçilmek zorunda kalınan ikinci en iyi alternatiftir. Örneğin, bir sınıf öğrenci etüt yapmak yerine, kütüphaneye gidip, bilgisayar becerileri üzerine çalışmak isterse o zaman yapılan seçimin fırsat maliyeti etüt yapmaktır. Yani burada seçim yapılırken, tercih edilmeyen seçenek fırsat maliyetinin kendisi oluyor.

GEÇERLİK: Güncel ya da güncel olma halinin bütünü. Örneğin bir verinin ya da bilginin güncel ile paralel gitmesi o şeyin geçerlik bilgisini bize verir.

GEÇERSİZ MANTIK: Argümanlarda ya da geçerlilikte belirsiz alanların olduğu, hatalı akıl yürütme ve mantık problemleri için kullanılır.

HARD DİSK: Sistem bellekleri (RAM) sakladıkları bilgileri bilgisayarınızı kapattığınızda saklayamaz. Sistem belleklerinin bu özelliğinden dolayı güç kullanmadığı halde veri saklayabilecek donanımlara ihtiyacı vardır. İşte bu ihtiyacı sistemde sabit disk sürücüler, kısa adıyla HDD karşılar. Sabit diskler bilgisayarınızı açtığınızda işletim sistemini, diğer yazılımları ve dosyaları sistem belleğine yükler ve kalıcı olarak saklamaya karar verilen bilgileri bilgisayar kapalı bile olsa korumaya devam eder.

İKİNCİL KAYNAK: Bir konuya birinci elden katılmamış ya da o konuyu ilk elden deneyimlememiş biri tarafından yazılan bilgi.

İLGİLİ FİKİRLER: Öğrenme etkinlikleriyle ilgili herhangi bir düşünce, kavram ya da kavramlar serisi. Bunların kendi arasındaki iş birliği. Burada bahsedilen bir çalışmada başka başka fikirleri biraraya getirmek ve onlardan faydalanmak.

İŞBİRLİĞİ: Birlikte çalışma pratiği. Ortak bir amaç için farklı gruplarla etkili bir şekilde çalışabilmek.

KARMAŞIK METİN: Karmaşıklığı nicel, nitel ve okuyucu görev bileşenleriyle belirlenen bir metine verilen tanım.

KENDİ KENDİNE ÖĞRENME: Birinin kendi öğrenme ihtiyaçlarını tanımlaması; profesyonel alanda kullanılacak yetenekleri geliştirmek için kendi kendine çalışmak; dışardan bir kontrol olmaksızın görevlerin tanımlanması, öncelenmesi ve tamamlanması. Ve kişinin hayat boyu öğrenme pratiğine açık olması.

KİNETİK ENERJİ: Bir cismin hareketini sağlayan ya da hareket eden bir cisimde bulunan enerji birimidir.

KONUŞMA ŞEKİLLERİ: Anlamın ironik, metaforik ya da retorik olduğu özel değişmez ifadeler ve bunların bütünlüğü.

KRİTER: Bir yargıya varabilmek ya da bir değer biçebilmek için başvurulan ilke, ölçü, herhangi bir standart ya da referans.

KÜRESEL SORUN: Bir bütün olarak Dünya'yı etkileyen problemler.

LARVA: Diğer adı kurtçuktur. Kimi hayvanların, özellikle böceklerin yumurtadan çıktıktan sonra krizalit (bir böceğin, koza içinde ya da kozasız olarak, kelebek olmadan önce geçirdiği başkalaşma durumu) ya da ergin yapılarını kazanmadan önceki evrelerine denir.

MANYETİK: Kendinde mıknatıs özellikleri bulunan, mıknatıs gibi çeken, mıknatısla ilgili olan şeylerin genel adıdır.

MATEMATİKSEL MODELLEME: En genel anlamda gerçek hayattan bir durumun yapısal özelliklerinin matematiğin sembolik sistemine aktarılarak çözümleme ve analizinin yapılma sürecidir.

METEOR: Gezegenler arasında dolaşan, bağımsız hareket eden taş parçacıklarına verilen ortak addır.

MODEL: Bir görselin, matematiksel yapının, nesnenin ya da tasarımın ayrıntılarına daha yakından bakmak için genellikle orijinalinden daha küçük temsilidir. Bir model genellikle var olan fikirleri test etmek için kullanılır. Yapılacak tasarımdaki hatalar, değişiklikler saptandığı gibi ürünün sonuç halini gözlemlemek için de modellere sıklıkla başvurulur.

MÜCADELE: Bir yarışma veya yarışmaya katılmak için yapılan çağrı/çağrılar.

NİCELİKSEL: Ölçülebilen şey/şeyler. Burada mantık ve matematik bilgisi devreye girer.

NİTELİKSEL: Sayılamayan ve ölçülemeyen şey/şeyler. Burada bir şeyin nasıl olduğunu
belirten, onu öteki şeylerden ayıran, şöyle ya da böyle yapan özellikler devreye
giriyor.

 

OPTİMİZE: Bir tasarım veya sistemi, verilen kriterler ve kısıtlamalar içinde mümkün olduğunca etkin veya işlevsel yapmak için kullanılan bir eylem, işlem veya metodoloji.

ORTALAMA: İki ya da ikiden çok nicelik (sayılabilir) toplamının, bu niceliklerin sayısına bölünmesinden çıkan oran ya da sayı.

ORTAM BASKISI: Çevremizde gördüğümüz ve aşina olduğumuz alanlarda, örneğin sokak tabelaları ya da ürün logoları gibi bulunan basılı ya da basılı olmayan metin ya da grafikler.

 

 

ÖLÇÜT: Bir yargıya varabilmek ya da bir değer biçebilmek için başvurulan ilke, ölçü.

ÖN ÖĞRENME: Bir öğrencinin bir dersten ya da çalışmadan önce o konu ya da çalışma hakkında sahip olduğu, edindiği bilgi.

PATOJEN: Hastalık yapma potansiyeli olan mikrop ya da organizmaların genel adına denir.

PLASEBO: Etkisiz bir ilacın telkine dayalı bir etki ortaya çıkarma halidir. Aslında bilimsel bir dayanağı olmayan plaseboda hastanın ya da kişinin inandığı bir süreç hakimdir. Yani kişi bir ilacı aldığında ilaç etkisiz bir yerdeyse ve kişi iyileştiğine inanıyorsa buna plasebo etkisi denir.

PROJE YÖNETİCİSİ: Bir projeyi tamamlamak için gerekli kaynakları planlayan ve organize eden kişi ya da bazı durumlarda kişiler.

PROTOTİP: Gerçeğe en yakın gözlemleri yapmak ve gerekli ön ayarlamaları sunmak adına kurgulanan tam ölçekli çalışma modellerinin genel adıdır.

RAM (RASTGELE ERİŞİM BELLEĞİ): Dosyaların hızlıca yazılıp, okunmasına izin veren bir depolama birimidir. Sabit diskler ve diğer diskler, RAM'in yanında çok yavaş kaldıklarından onun yerini alamazlar. Örneğin, düzenlemekte olduğunuz bir belge için kullandığınız bilgisayarın RAM hızı ne kadar yüksekse, yapılan düzenlemeler o oranda daha hızlı görülür.

RİSK: Kayıp, zarar, başarısızlık ya da tehlikenin olasıklıklı kısmını oluşturan şey/şeyler.

SAYISAL (NİCEL) KARAR: İlgi veya miktar açısından tespitte bulunma, saptama yapma.

KISIT: Bir tasarım süreci için belirlenen sınırlar. Kısıtlamalar görünüm, finansman, uzay, malzeme ve insan yetenekleri gibi şeyler olabilir.

SİSTEMATİK: Yöntemsel bir şekilde sunum, imha etme veya hareketlerin bütünü.

SİTOPLAZMA: Hücre zarı ile çekirdek arasını dolduran, renksiz, yarı saydam, yumurta akı kıvamında bir sıvıdır. Sitoplazma canlıdır ve hücrenin bütün hayatsal faaliyetleri burada oluşur.

SÖYLEM: Belirli bir amaç için etkili konuşma veya yazma becerisini tümüne işaret eder. Bunun içine anlatım, tanım, sınıflandırma ve karşılaştırma gibi ögeler dahil olur. Hepsi bir bütünü oluşturur.

STEM: Bilim teknoloji mühendislik ve matematik disiplinlerinin bir araya gelerek eğitim ve kariyer alanlarında yeni bir tarz olan sistemin kısaltmasıdır.

STEM EĞİTİMİ: STEM okuryazarlığı için verilen dersler, uygulamalar, aktiviteler ve deneyimlemelerden oluşan bir dizi eğitimdir.

STEM KARİYERİ: Bilim teknoloji mühendislik ve matematik alanlarının kapsadığı ve ülke kalkınmasında yararlı olacak iş gücü olan bireyler yetişmesidir.

STEM MERKEZİ: STEM eğitimine karşılık gelen ve STEM standartlarını pratikler yoluyla bünyesine dâhil eden aktivitelerin, sınıfların, bölümlerin olduğu; katılımcıları bu alanda geliştiren, değiştiren ya da bilgilendiren yapılara verilen genel addır.

STEM OKULLARI: Öğrencilerini bilim teknoloji mühendislik ve matematik disiplinlerini entegre bir şekilde uygulamalı olarak öğreterek geleceğin yenilikçi dünyasına hazırlar. Üretken çözüm odaklı bireyler yetiştirir.

STEM OKURYAZARLIĞI: Bilim teknoloji mühendislik ve matematik alanlarını kavrama, açıklayabilme, uygulama, karmaşık soruları yanıtlama ve yenilikçi çözümler üretme anlamına gelir. STEM okuryazarları küresel, çevresel, sosyal ve ekonomik alanlardaki sorunları belirleyebilir ve çözümler için STEM tekniklerini kullanarak çözümler üretirler.

TARTMAK: Bir karar vermenin önemini değerlendirir.
 


TASARIM: Teknolojik ya da bilimsel bir sununun zihinde canlandırılan soyut halidir. Tasarımlar genellikle zihinsel süreçten sonraki aşamada daha net görmek ve paylaşmak adına çizime aktarılır.

 

 

TEKNOLOJİK ARAÇLAR: Bir görevi tamamlamak için insanlar tarafından üretilen ve kullanılan yardımcı şeylerin her biri. Bu bir cetvel olabileceği gibi bilgisayar yazılımının kendisi de olabilir. 

 

TEKNOLOJİ OKURYAZARLIĞI: Teknolojiyi kullanabilme, yönetebilme, anlayabilme ve değerlendirebilme becerisi.

UYGULAMAK: Harekete geçmek, kullanmak, istihdam etmek yönünde yapılan eylemler. Örneğin, STEM pratiğiyle bir şeyi tasarlarken o işe dair adımları kurgulamak ve yapmak o işin uygulama kısmını oluşturur.

UYGUNLUK: Uygulanabilir, uyarlanabilir ve çalışabilir olduğu bilinen şey/şeylerin bütünü.

UZAMSAL DÜŞÜNME: Mekânın özelliklerini kullanarak bir problem oluşturmak, buna yanıt bulmak ve çözüm ortaya koymayı içeren bir bilişsel beceri.

ÜRÜN: Biyolojik ya da kimyasal süreçler, tepkimeler sonucu mekanik ya da insan etkenli olarak üretilen işlerde karşımıza çıkan somut bir obje/nesne.

ÜSTBİLİŞ: Kişinin kendi düşünme süreçlerinin farkında olması ve bu süreçleri kontrol
edebilmesi.

 

 

YENİ BİLGİ: STEM alanında çalışacak öğrencilerin tanıdık olmadığı, henüz öğrenmediği bir bilgi, deneyim ya da alanın kendisi.

Kaynak: Maryland State Department of Education