İllüstrasyon: Guardian tasarım ekibi

Teknoloji alanında çalışan kadın sayısı neden az?
Bölüm 1

Haber: Shahla Babayeva

"İnsan doğası hakkında daha açık olma zamanı."


Bu cümle yazılım mühendisi James Damore'un görevden alınmasına yol açan notunda Google'daki iş arkadaşlarına sunduğu cümlelerden biri. "Basitçe ifade ediyorum" diye devam ediyor Damore. "Erkeklerin ve kadınların yeteneklerinin ve tercihlerinin dağılımında kısmen biyolojik nedenler etkili. Ve bu biyolojik nedenler beraberinde farklılığı getiriyor. Farklılıklar ise teknoloji ve liderlikte kadınlara dair neden eşit bir temsil göremediğimizi açıklayabilir. Kadınların diğer insanlara dair yaklaşımları ve nevrotikliğe daha büyük ilgi duymaları onları Google'da kodlayıcı olmaya daha az uygun kılıyor" diye devam ediyor not. Google yöneticileriyse Damore'un 10 sayfalık mektubundan sonra onu işten çıkardı.


Hatalı bir çalışanı işten çıkarmak bu rahatsız edici cinsiyetçi tutumu değiştirmiyor.


Bugün baktığımızda Google mühendislerinin sadece %20'si kadın ve ortalama bu istatistik bütün büyük teknoloji şirketlerinde hemen hemen aynı. Yani Damore ve Damore gibi düşünenler haklı mı? İlerici idealleriyle ve aile dostu değerleriyle gurur duyan büyük şirketlerde bu kadar az kadının çalışmasının altında yatan sebepler biyolojik farklılıklarla açıklanabilir mi? Kadınların ve erkeklerin bilişsel farklılıklarını ortaya koyduğunu iddia eden sayısız bilimsel araştırma yapıldı. Ancak toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle yola çıkan bu araştırmalara rağmen başarının bizim doğuştan gelen becerilerimizle ilişkili olması, bu araştırmalardan daha gerçek!


Notun içeriğine ilişkin ayrıntılar bir teknoloji sitesinin sızıntısıyla kamuya açıldı. Bir içerik yayınlanmadan önce yazarının hangi şirkette çalıştığını doğrulaması koşulu sunan blind.com isimli sitede bir Google çalışanı bu sürecin yaşandığı sıralarda şöyle aktarıyor: "Silikon Vadisi'nde inek çalışanların olduğu, onları konuştuğumuz  zamanlara geri dönebilir miyiz?  Çünkü bu benim neden Google'a başvurduğumun ve hangi amaç için Amerika'ya geldiğimin sebebi. Yani endüstrinin bu bölümü bizim gibi insanlar için güvenli bir yerdi; şimdi baktığımızda neden daha karmaşık?"


Biyolojik farlılığı öne süren hipotezlerle kadınların ayrıştırılması  bazı teknoloji çalışanlarına uygun gözükürken ve bunda bir sorun olduğu sorgulanmazken, Silikon Vadisi'ndeki cinsiyet açığının bu tür gerçek dışı argümanlarla açıklanabileceği fikri tartışmalı. Southampton Üniversitesi Web Bilim Enstitüsü müdürü Prof. Dame Wendy Hall, cinsiyetler arası becerilerde evrensel bir biyolojik farklılık olup, olmadığını göremeyeceğini iddia ettiği uluslararası hesaplamada, bilgisayar kullanımında cinsiyet oranlarındaki geniş farklılığa işaret etmekte. İngiltere'de bilgisayar biliminde öğrenim gören kadın üniversite öğrencisi oranı %16 iken, Amerika'da da benzer bir oran var. Hindistan, Malezya ve Nijerya'da ise dengeler yoğun nüfusla birlikle çok farklılaşıyor. "Hindistan'da sınıfa girdiğimde öğrencilerin %50'sinin kadın olduğunu görüyorum, aynı şey Malezya için de geçerli" diyor Hall. "Kadınlar kodlamayla ilgili çok heyecanlılar. Çok fazla kadın kodlamayı seviyor. Örneğin, burada cinsiyetler arasında bir fark yok" diye ekliyor. Aslında 80lerin ortalarından itibaren batıdaki kadınların tıp bilimi başta olmak üzere başka bilim dallarına katılım oranı hep yükseliyor. Bilgisayar bilimine katılım oranlarıysa diğer bilim dalları gibi yükselmiyor, aksine düşüyor. Yani bilgisayar bilimi dışındaki alanlarda katılım hep yükselmiş.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Geçtiğimiz on yıl boyunca kız çocukların kodlama ve bilgisayar bilimlerinde katılımı için yapılan girişimlere rağmen bilgisayar bilimlerinde lisans yapan kadın öğrencilerin oranı azalmaya devam ediyor - 10 sene önce Büyük Britanya'da kadın lisans öğrencilerin oranı bu alanda eğitim alanların %19'uydu.


Hall cinsiyet ayrımının ve "erkek bilgisayar kurdu" stereotiplerinin 80lerde ev bilgisayarlarının daha çok erkekler için oyun makinesi olarak pazarlandığı dönemde ortaya çıktığına inanıyor. O bu stereotiplerin erkeklerin beyninin kod yazmak için daha uygun olduğu fikrinden daha suçlu olduğunu savunuyor. Bilim insanı, "Kadınlar 80lerde bilgisayar kullanmayı bıraktı" diyor. "Bilgisayarlar erkekler için üretilen bir oyuncakmış gibi satıldı. Bu bir şekilde batıda kurtulamadığımız şey, zamanla daha da kötüye giden kültürel bir ayıba dönüştü." 


University of California'da psikolog olan Jane Margolis bu görüşe katılıyor. Margolis, 90larda Carnegie Mellon Üniversitesi'nde bilgisayar bilimleri alanında eğitim alan yüzlerce öğrenciyle röportaj yaptı ve o dönemde bu bölüm en çok tercih edilen bölümlerden biriydi.
"Carnegie Mellon'daki birçok kadın, bilgisayarın erkek kardeşlerinin ya da abilerinin yatak odasında bulunduğunu ve bu yüzden kız çocukların deneyimleyemediği bir baba-oğul ilişkisinin bilgisayar başında yaşandığını söylüyor" diyor. "Bilgisayar biliminin kültürel bir yanı olduğu varsayımı ise  bu işle 7/24 uğraşman, hayatında bilgisayardan başka hiçbir şey istememen, bunu takıntı haline getirmen ve bilgisayarın genellikle yetişkin erkeklere daha uygun olduğu fikri üzerinden doğuyor" diye ekliyor Jane Margolis. "Bu büyük bir ölçüde erkek normlarıyla ilgili. Kadınlar eğer rüyalarında bile kodlama görmüyorsa, bu onların takıntısı haline gelmiyorsa, bu bir noktada onlara, o sahaya ait olmadıkları fikri empoze edildiği içindir."

 

2. bölümü okumak için tıkla.

Kaynak: theguardian.com

Fotoğraf: Hindustan Times/Getty Images