1900lerin başında, Clever Hans isimli at dünyanın ilgisini çekmeyi başarmıştı. At, doğru sayıyı, toynağını o sayı kadar hafifçe vurarak belirtiyordu. Daha sonra araştırmacılar, Clever Hnas'ın aslında herhangi bir matematik becerisi olmadığını, fakat bu atın çok iyi bir gözlemci olduğunu keşfetti. Hans, eğitimcisinin de yanıtını bilmediği sorulara yanıt veremiyordu, çünkü o aslında eğitimcisinin yüz ifadesini ve beden dilini okuyarak seçenekler arasından doğru yanıtı saptayabiliyordu.

"Sayı duyusu"

Clever Hans yüzyıl önce matematikten sınıfta kalmışsa da, yakın zamanda yapılan çalışmalar, bir çok türde "sayı duyusu" ya da nesneler arasındaki nicelik farkını ayırt edebilme yeteneği olduğunu gösterdi.

Şaşırtıcı olmamakla birlikte, insan olmayan primatların da çok gelişmiş sayısal becerilere sahip olduğu düşünülüyor. 1980'nin sonlarında araştırmacılar şempanzelerin toplama işlemi yapabildiğini ortaya koydu. Şempanzeler iki yemek kabının içindeki çikolataları toplayabiliyor (kaplara en fazla 5'er adet çikolata konuyor) ve bunu diğer kaplardaki adet ile kıyasladıktan sonra sayıca en çok olanı %90'ı bulan bir olasılıkla seçebiliyordu.

20 yıl sonra araştırmacılar, rhesus türü maymunların ekranda gösterilen nesneleri tıpkı bir üniversite öğrencisi gibi hızla sayabildiğini gösterdi. Sonraki çalışmalarda  maymunların duyduğu sesleri ekrandaki şekillerle eşleştirebildiği görüldü.

Aslanlarda da sesle ilişkili olduğu düşünülen bir sayı duyusu var. Önceki araştırmalar aslan sürülerinin hoparlörden verilen kükreme seslerine yaklaştıklarını veya uzaklaştıklarını ortaya koyuyordu. Burada belirleyici faktör yaklaşan sürüde kaç aslan olduğu veya kendi sürülerinin kaç aslandan oluştuğuydu.

Kurtlar ve ayıların da dahil olduğu bazı memelilerin belirli bir ölçüye kadar sayı sayabildiği gözleniyor.

Böceklerin en fazla 4'e kadar sayabildiği uzun zamandır biliniyor. Arıların da karar verme ve öğrenme kapasitelerinden ötürü, bilişsel yeteneklerinden övgüyle bahsedilir. 1990'larda yapılan bir araştırma, bal arılarının kovandan ne kadar uzağa gittiklerini bildiğini gösterdi. Arılar uçarken en fazla 4 işaret belirliyor ve kovana dönerken de yolunu bulmak için bu işaretleri sayıyor. Araştırmacılar, bu işaretlerin sayısını değiştirdiğinde ise arıların kafası karışıyor. Daha yakın bir zamanda yapılan bir araştırma ise bal arılarının yine en fazla 4'e kadar, farklı sayıda noktaları ayırt edebildiğini gösterdi.

Balıklar da sayabiliyor!

Balıklar arılar kadar zeki olmasa da, onların da bir "sayı duyusu" var. Lepistesler ile yapılan bir çalışmada balıkların -belki de güvenli olduğu için- daha çok balık olan yerlerde olmayı tercih ettiğini gösterdi.

Bazı araştımalar sayı duyusunun hayvanlarda doğuştan gelen bir özellik olabileceğini düşündürüyor. 2015'te en az 3 günlük olan yavru kuşların az ve çok miktar arasındaki farkı anlayabildiğini keşfetti.

Sayı duyusu sadece insanlara ya da hayvanlara özgü bir özellikle değil. Örneğin, sinekkapanı bitkisi de sayabiliyor.

Duke Üniversitesi'nden Elizabeth Brannon hayvanlarda gözlenen sayı duyusunun altında yatan biyolojik temelinden yola çıkarak, çocuklara dört veya beş yaşlarında öğretilmeye başlanan matematiğin daha erken yaşlara çekilebileceğini ileri sürüyor.

Sayılar ve sayı saymanın önemi aslında göründüğünden çok daha büyük. Özellikle STEM alanında düşündüğümüzde Matematik (M) ile doğrudan ilişkisi olan sayılar, pek çok alanda veri toplarken bize kolaylık sağlıyor.

Hayvanlar da Sayı Sayabiliyor!