Evrende fazla yer kaplıyoruz

İnsanlar Dünya üzerindeki yaşamın sadece %0.01’ini oluşturuyor fakat buna rağmen geri kalanı yok ediyor.


MÖ 298.000 yılından beri evreni mahvediyoruz.


İnsanlar Dünya üzerindeki neredeyse tüm diğer canlıların kütlesiyle karşılaştırıldığında, diğer canlılara nazaran hafif kalıyor. Vücutlarımız (ve kafamızın çalışma miktarı) küçük olabilir fakat mahvedici ayak izimiz böyle değil.


Gezegen üzerindeki bütün canlı biyokütlenin ağırlık miktarına dair şimdiye dek yapılmış olan en kapsamlı çalışmada, insanların Dünya üzerindeki yaşamın sadece yüzde 0.01 civarını kapladığı keşfedildi. Etrafımızda yer alan çok sayıda canlıyla karşılaştırılınca fiziksel bakımdan önemsiz olsak da yaptıklarımız çok büyük.


Dünya üzerinde sürekli bir hakimiyet kurma çabamız var


Bir grup araştırmacı yaşamın bütün çeşitliliklerinin kütlesine dair en güncel ve en kapsamlı tahmini sağlamak amacıyla gezegenin biyokütlesi konusunda mevcut bilimsel kaynakları üç yıl boyunca taramış. Araştırma grubunun karbon içeriği bakımından yaptığı sayım gezegenin toplam biyokütlesinin yaklaşık 550 gigaton karbona (Gt C) eşit olduğunu ileri sürüyor. (Karbon içeriği; farklı tür hayvanların, bitkilerin ve diğer yaşam biçimlerinin sahip olduğu, değişen miktarlardaki su kütlelerini hesaba katmamız gerekmediği anlamına geliyor.) Bunun yaklaşık 450 Gt C’sini veya toplam biyokütlenin yüzde 80’ini bitkiler oluşturuyor. Bitkiler gezegen üzerinde yaşayan diğer her şeyden çok daha ağır geliyor. Bakteriler ise yaklaşık 70 Gt C ile (yüzde 15) ikinci sırada yerini alıyor.

Üçüncü sırada yaklaşık 12 Gt C ile mantarlar var; gezegen üzerindeki bütün hayvanların oranından yaklaşık altı kat daha fazla. Mantarlardan sonra arkeler (çekirdeği olmayan tek hücreli canlılar - 7 Gt C) ve protistler (tek hücreli bir canlı grubu - 4 Gt C) geliyor. Aslında hayvanlar sadece 2 Gt C tutuyor ve insanlar bu miktarın inanılmaz derecede ufak bir kısmını oluşturuyor. Hal böyleyken insanlar hayvanların bütün tabiatını geri alınamaz bir şekilde değiştiriyor. İnsanların biyolojik kütlesi sadece 0.06 Gt C civarıyken, sadece 0.007 Gt C olan vahşi memelilerden neredeyse 10 kat daha fazla. Ancak farklı bir memeli türü var ve o da (sadece insanların ihtiyaçlarına hizmet ederek) hayvanlar aleminin geri kalanında egemen hale gelmiş; bunlar çiftlik hayvanları. Çoğunlukla sığır ve domuzların oluşturduğu çiftlik hayvanları Dünya üzerindeki bütün memelilerin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturuyor (0.1 Gt C).


Elbette, durum eskiden böyle değildi. Çiftlik hayvanlarının evcilleştirilmesinden ve tarımın icadından (ve hemen ardından sanayi devriminden) önce doğal manzara çok farklı görünüyor olmalıydı. Araştırmacılar hayvanların insanlardan önceki biyolojik kütlesini tam olarak tahmin etmenin zor olduğunu itiraf ediyor. Ancak yaptıkları analiz insanların, vahşi memelilerin biyokütlesini yüzde 85 kadar fazla miktarda ortadan kaldırdığını ve bitkilerin biyokütlesini yarı yarıya yok ettiğini öne sürüyor. İhmalden kaynaklanan bu yok ediş biyosferin geneli üzerinde devasa bir etkiye sahip; bilim insanlarının söylediğine göre bu yüzden geçmişte neredeyse örneğine rastlanmamış bir kitlesel yok oluş olayının ortasında bulunuyoruz.


Sonuçlar Proceedings of the National Academy of Sciences bülteninde sunuldu.


Bilim ve Teknolojide Kız Çocuklar olarak doğadan faydalanırken onu kullanılmaz hale getirmekten uzak duruyoruz. Kız çocuklar olarak doğadan faydalanırken doğal kaynakların sürdürülebilir bir devamlılıkla kullanılmasını istiyoruz. Doğal kaynakların sonsuz olmadığını biliyoruz ve üreteceğimiz şeylerin doğaya zarar vermeyecek şekilde olacağına inanıyoruz.


Kaynak: popsci.com.tr