Bir DNA'nın Öyküsü

DNA'nın kendini çoğaltma yeteneği, hayati olayları kontrol ediyor. Hücrenin çoğalma ve bölünme özelliği canlı organizmaları, cansız maddeden ayıran temel etkenlerden biri ve bu nedenle DNA yaşamın temeli sayılıyor.  Sadece elektron mikroskobu ile görülebilen DNA ipliğinin uzunluğu bazen 10 cm'yi bulabiliyor. İnsan vücudunda 100 trilyondan fazla hücre olduğunu düşünürsek toplam DNA uzunluğu yaklaşık 200 milyar kilometre. Bu ölçünün uzunluğunu bir düşünün!

DNA molekülünün bugün kabul görmüş yapısı, 1953'te keşfedildi. Aslında DNA'nın uzun bir keşif hikayesi var.  Çünkü DNA'nın gizemi, farklı alanlarda çalışan birçok bilim insanı ve doktorun 80 yılı aşkın sürede gerçekleştirdiği çalışmalar sonucu çözüldü. Yani bilim ve teknoloji aslında sadece bir kişinin ürettiği bir şey değil. Bir film gibi düşünebilirsiniz; arka planda aslında film için çalışan ne çok insan var!

1869'da atık cerrahi pansumanların içinde mikroskobik bir madde keşfedildi. Bu madde hem uzun, hem de çok çok inceydi. Hücre çekirdeklerinde bulunduğu için ona "nüklein" adı verildi ve böylece DNA ilk kez bilim çevrelerince bilinmeye başlandı.

1919'da bu birimi oluşturan bazlar olan adenin, sitozin, guanin ve timin yani şeker ve fosfat tanımlandı. Tarihler 1937'yi gösterdiğinde ise DNA'nın düzenli bir yapıya sahip olduğunu gösteren ilk görüntüler elde edildi.

Bir DNA'nın öyküsü elbette burada bitmiyor. Bilim kadını Rosalind Franklin hem DNA, hem de bu DNA'ların vücumuzda üretimi için bir tür kod, bilgi görevi gören RNA alanında uzun yıllar çalışmalar yürüttü.

Keşfet!

Bir DNA yapısı ile STEM alanında ne tür çalışmalar yapabilirsin? Örneğin, şu sıralar bilim insanları Teknoloji (T) ile ürettikleri nano robotlar sayesinde kanserli hücrelere giden damar yolunu tıkıyorlar. Böylece Bilim (S) ile elde edilen tıp bilgisi, teknoloji ile birleşiyor. Mühendislik (E) alanında çalışmalar yürüten mühendisler bilim ve teknolojinin buluştuğu ara noktada bu teknolojinin gelişmesine yardım ediyor, aktif rol alıyorlar. Aslında bu bir tür karşılıklı etkileşim, her grup birbiriyle sürekli bir iletişim halinde. Matematiğin (M) rolü burada unutulmamalı. Kontrolünü kaybetmiş ya da başka bir ifadeyle formunu yitiren kanserli hücreler DNA'nın merkezinde birikerek çoğalıyor. Yani hücreden önce DNA bir tür veri taşıyıcısı. Burada matematiksel veri ile bir DNA içinde çoğalan ve hücreyi faal olarak etkileyen başkalaşım geçiren hücrelerin oranını saptamak, nano robotların bu alanda nasıl bir etkisi olduğunu saptamak için iyi bir veri! Hadi şimdi de sen neler yapabileceğini düşün; unutma STEM düşünürken senin için en iyi klavuz.