Bilim ve Teknolojide Kadın Tarihi:
Benim STEM Hikayem: Barbara McClintock

Yoğunlukla mısır bitkisi üzerinde sitogenetik (hücre genetiği) üzerine çalışan ABD'li bilim insanı Barbara McClintock, kromozomların üremeyi nasıl etkilediği alanında çokça çalıştı. Aslında araştırmaları tek başına bilim tarihini değiştirmeye yetti. Çalışmalarında kromozomların mikroskop altında görüntülenebilmesini sağlayacak bir yöntem geliştirdi, üreme sırasında crossing-over denen bir tepkime ile genlerin yer değiştirebileceğini ve böylece genetik rekombinasyon sağlanabileceğini ortaya koydu. Kromozomlardaki telomer (uç bölgeler) ve sentromer (orta bölgeler) gibi yapıların işlevlerini açıklayarak, kromozomlar üzerinde sıçrayan bazı elementler (transpozonlar) olduğunu keşfetti. Bilim insanı bitki ırkları üzerinde detaylı analizler yaparak genetik düzenleme mekanizmalarına çeşitli açıklamalar getirdi.

McClintock evrimin iki ayrı mekanizması olduğunu söyledi. Crossing-over olayının detayları ve transpozonal sıçramalar üzerinde çalışarak evrimsel biyolojiye katıkda bulundu. Bu çalışmalarından ötürü 1947 yılında Amerikan Üniversiteli Kadınlar Derneği Yüksek Başarı Ödülü'ne, 1967'de Kimber Genetik Ödülü'ne, 1970 yılında Ulusal Bilim Madalyası'na layık görüldü. 1978 yılında Louis ve Bert Freedman Vakfı Ödülü'ne ve S. Rosensteil Ödülü'ne layık görülen bilim insanı, 1981 yılında ünlü MacArthur Vakfı Bursu'nu kazanan ilk araştırmacı oldu. Aynı sene Albert Lasker Temel Tıp Araştırmaları Ödülü'ne, Tıp dalında Wolf Ödülü'ne ve Amerikan Genetik Cemiyeti tarafından verilen Thomas Hunt Morgan Madalyası'na layık görüldü. 1982 yılında Columbia Üniversitesi tarafından verilen Louissa Gross Howitz Ödülü'nü, "genetik bilginin evrimi ve genetik ifadelerin kontrolü" alanındaki çalışmalarından ötürü kazandı. 1983 yılında ise Fizyoloji/Tıp alanında bir başkasıyla paylaşmadan Nobel Ödülü alabilen tek kadın araştırmacı oldu. Bilim insanı hala bu unvanı korumaktadır. 1992'de aramızdan ayrılan araştırmacı, 1993 yılında 14 farklı üniversiteden fahri doktora aldı.