Tarih 7 Kasım 1878’e geldiğinde Elise Meitner ismiyle dünyayı selamlayan daha sonra ise Lise Meitner olarak tanıyacağımız, karşılaştığı engeller, uğradığı ayrımcılıklar karşısında fizik tutkusundan vazgeçmeyen ve büyük bir güç haline getirilecek keşfini dünyanın kucağına koyduğunda haksızlığa uğrayan nükleer fiziğin bilim kadınına daha yakından bakmaya ne dersiniz?


Meitner'in öğrenimi zamanında kız çocuklarının eğitimi 14 yaşında sona eriyordu. Okulu bitirdiğinde hayatını öğretmen olarak kazanabilmek için Fransızca alanında devlet sınavından 1899 yılında geçti. Daha sonra kadınlara fen edebiyat fakültelerine giriş hakkı tanındı. Lise, 2 yıllık sıkı bir çalışma sonucu lise bitirme sınavını geçmiş ve 1901 yılında Viyana Üniversitesi'nin kapısı aralanmıştır. 1905 yılına geldiğimizde eğitiminde doktora derecesini alan Meitner, 1907 yılında radyoaktivite çalışmak için Berlin’e gider. Bu sıralarda Berlin Üniversitesi'nde derslere girebilmek için kadınlar için yaşanan eğitim ve fırsat eşitsizliği nedeniyle yoğun çaba sarf etmesi gerekir. Sonundaysa fizikçi Max Planck’in ön yargısını kırmış ve derslere girebilmek için gerekli izinleri almıştır.


Meitner derslere katılabilse de laboratuvar çalışmalarına ne yazık ki katılamıyordu. Bu tarihlerde Kimya Enstitü Başkanı Emil Fischer enstitüde kadın istemiyordu. Bu nedenle erkek bilim insanları çalışmalarını laboratuvarda yapabiliyorken, Lise çalışmalarını genellikle bodrum katında yapabiliyordu. Lise aile desteğiyle okuluna ve hayatına devam ettiği için, gelir sağlayabilmek için yazdığı makaleleri "L. Meitner" olarak imzalıyordu. Çünkü, 1900ların başında Almanya’da kadınların bilimsel makale yayınlamaları yasaktı. 


1909 yılına gelindiğine kadınların Almanya’da akademik çalışmalara katılmasını engelleyen yasanın kaldırılmasıyla, Lise eski marangoz atölyesinden çıkıp kimya laboratuvarında çalışmaya başlar. Yine aynı yıl Meitner, arkadaşı Hanh ile radyoaktif geri tepmeyi keşfeder.


1912 yılına geldiğimizde 34 yaşındaki Lise’nin Max Plank’in asistanlığı yapmaya başlamasıyla nihayet üniversitede bir konumu olur ve en önemlisi az bir ücret almaya başlar. Aynı yıl Lise'nin arkadaşı Hahn’a Dahlem’de açılan Kaiser Wilhelm Enstitüsü’nde bağımsız çalışması için teklif gelir ve Hahn kabul ederek bağımsız radyokimya bölümünün başına geçer. Lise burada misafir olarak Hahn’la çalışmalarını yürütür. 1913’te Kaiser Wilhelm Kimya Enstitüsü'nün ilk defa kadın bir üyesi olur ve böylece Lise buradan maaş almaya başlar, ekonomik bağımsızlığını kazanır.

 

I. Dünya savaşının başlamasıyla Lise'nin arkadaşı Hahn askere alınır, Lise ise gönüllü röntgen hemşiresi olarak görev alır. Fakat Lise daha fazla bilimden uzak kalamaz ve 1917 yılında laboratuvara geri döner. Aynı yıl ikili Protaktinyum elementini bulduklarını duyururlar. Bir yıl sonrası Kaiser Wilhelm Enstitüsü Lise’ye radyoaktif fizik bölümü açmasını teklif eder ve ücretini de Hanh’ın ücretiyle aynı seviyeye çıkarır.


Lise yıllar süren, bilim yapmak için verilen mücadelesinde sonunda cinsiyetler arası eşitliğe ulaşmıştır. 1922 yılına Lise 43 yaşına geldiğinde enstitüde öğretim görevlisi olur. Verdiği ilk ders konusu ‘‘Kozmik fizik’’ gazetelerde ‘‘Kozmetik Fizik’’ olarak yer alarak alay konusu yapılır. O dönemlerde yoğun olarak kadınların bilimde başarılı olacağına inanılmıyor ve bilim alanında bir tür ayrışma yaşanıyordu. 1926 yılında transfer olduğu Berlin Üniversitesi’nde nükleer fizik alanında çalışan ilk kadın profesör olur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


1938 yılında İsveç’te Stockholm’da Siegbahn Enstitüsünde kıdemsiz asistan maaşı ile yine zor olan yeni bir hayata başlar Lise. Savaş döneminde Lise, Hanh ile yaptıkları çalışmalar ve ilerleyişlerle ilgili mektuplaşarak bilgi alışverişine devam eder. Hanh ve asistanı Strassmann uranyum ile nötron bombardımanı yaparlarken bu bozumun ürünleri arasında baryum izotopları buldular. Açıklayamıyorlardı, nötron bir çekirdekte çatlamaya hafif elementler sebep olmazdı. Meitner’e mektup yazarak fiziksel açıdan bu durumu değerlendirmesini isterler. Meitner mektubu fizikçi yeğeni Otto Frish ile tartışırken, Frish uranyum atomlarının iki eşit paçaya bölünebileceğine inanmaz fakat konuşma ilerledikçe, çekirdeği sıvı damla gibi görebileceklerini, sıkışmaya başlayıp sonunda ikiye bölüneceğinden fark ederler. Yani uranyum atomu kendinden daha hafif iki atoma bölünüyordu. Meitner hızlıca yaptığı hesaplamayla iki çekirdeğin birbirinden ayrıldığında ortaya çıkan enerjinin, orijinal çekirdeğe göre 200Mev büyük olduğunu saptar. Her şey uyuyordu. Muazzam miktarda enerji üretmek için nükleer bölünme sırasında yeterli kütle enerjiye dönüşüyordu. Meitner, hesaplamasını Hahn’a anlatırken, Frisch Bohr’a söyledi. Haberler o kadar hızla yayıldı ve hareket edildi ki, Meitner ve Frisch’in 1939 yılı Nature Dergisi'nde yayınladıkları makaleden önce keşif duyulmuştu. Makalede atomun parçalanmasını biyolojideki hücre bölünmesine (o yıllarda buna “fisyon” deniyordu) benzeterek, “nükleer fisyon” adını verdiler. 1938 yılında atom bombası için lambadan cin çıkmıştı.


Einstein bizim Marie Curie’miz dediği Lise Meitner’in çalışmalarını takip etmekteydi. Bu gelişme sonrası Einstein, Amerika başkanına buluşun ne ifade ettiğini açıklar. Böylece 1939 yılı sonuna doğru ABD, Kanada ve İngiltere’nin ortak olarak yürüteceği atom bombası yapımı için Manhattan Projesi başlar. Projeye katılması için Meitner’e teklif gelmiş fakat bilimsel katkılarını askeri uygulamalarda kullanmayacağını belirterek Lise Meitner bu teklifi reddeder. 


1944 yılında ağır çekirdeklerin bölünmesinin keşfi için Lise Meitner’in katkıları görmezden gelinerek Nobel Kimya ödülü Otto Hanh’a verilir. Nobel konuşmasında Lise’nin katkısından hiç bahsetmemiş bütün başarıyı kendine mal etmiştir. Böylece Lise ve Hahn’ın iş ortaklıkları her şeyden öte dostlukları tıpkı nükleer fisyondaki gibi bölünerek ayrılmıştır.


Lise Meitner’in kısaca başardıkları,


֍1949 yılında Almanya’da aldığı Max Planck Ödülü,
֍1966 yılında ABD Atom Enerjisi Komisyonu’nun verdiği Enrico Fermi Ödülü,

    *Meitner, Fermi ödülünü alan ilk bilim kadını olarak tarihe geçer.

֍1992 yılında onuruna 109. elemente "meitneryum" ismi verilmiştir.
 

Lise Meitner cinsiyet eşitsizliğine ve karşılaştığı zorluklara rağmen vazgeçmeden, çalışmalarına devam etti. Sonunda inandığı yolda kendi ışığını tutarak bize ilham oldu. Unutmayın Bilim ve Teknolojide Kız Çocuklar her zaman ışık hızında hareket eder!

Bilim ve Teknolojide Kadın Tarihi:
Benim STEM Hikayem: Lise Meitner