Benim STEM Hikayem:

Margaret Hamilton

Pek çok mühendislik alanında olduğu gibi yazılım mühendislerinin de günümüzde genellikle erkeklere özgü bir alan olduğu yönünde eşitsiz bir tutum var. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin meslek hayatına yansımalarından biri olan 'yazılım mühendisliği' kavramını bulan ve bunu geliştirenin bir kadın olduğunu biliyor musunuz? Alana yaptığı katkılar ve gelişimler sonucu insanları Ay'a taşıyan Margaret Hamilton ile tanışın!


Ünlü matematikçi ve bilgisayar bilimlerinin öncüsü Margaret Hamilton, bu zamana kadar duyduğunuz "Tüm yazılımcılar erkektir" klişesini kökten çürüten insan olarak karşımıza çıkıyor. Şu an hayatımızın neredeyse her alanında bilgisayarları ve geliştirilen yazılımları kullandığımızı da göz önünde bulunduracak olursak Hamilton'ın insanlığa olan katkısı göz ardı edilemeyecek boyutlarda. Elbette Hamilton'ın başarıları kendi boyunu da aştı. Bunu söylediğimiz zaman aklınıza doğrudan "Kadın olduğu için mi böyle bir cümle söylediniz?" gibi bir yargı geliyorsa ön yargılı olduğunuzu şimdiden söyleyelim. Çünkü birazdan göreceğiniz fotoğrafla "Başarısı boyunu aştı" söylemini mecazen değil, kelimenin tam anlamıyla kullandığımızı göreceksiniz.


İnsanların en güncel çalışmalarından biri olan 'uzaya çıkmak', geçmişte de tüm dünyanın en büyük hayali niteliğindeydi. Hamilton ise dünya üzerinde yazılım mühendisliği diye bir alanın bulunmadığı bir zaman diliminde yaşıyordu ve bu alanı oluşturmaya çalışıyordu. Tüm bu zorlukları birleştirdiğiniz zaman da ortaya film senaryosuna benzer bir tablo çıkıyor: İnsanların Ay'a gitmesi gerekiyordu; Ay'a gitmek için yazılım çok hayati bir durum olmasa da astronotların Ay'a iniş yapabilmesi için bu yazılım kodlanmak zorundaydı. Tek sorun ise yazılım mühendisliği yalnızca emekliyordu.

NASA, o zamanlar Hamilton ve ekibine çalışma pratiği anlamında tam bağımsızlık verir. Yazılım mühendisliği alanı keşfedilmemiş bir alan olduğu için ekip, istediği şekilde yazılım üretebiliyordu. Öte yandan işler zaman içinde değişmeye, evrilmeye de başlar. Hamilton, o zamanlardan bahsederken yazılım mühendisliğini her geçen gün değiştirdiklerini, her yeni kuralla birlikte yeni bir ilke edindiklerini belirtir. Ancak onlara verilen bu uçsuz bucaksız özgürlük de zamanla bürokratik bir yargılama mekanizmasına dönüşür. Bu çalışmalar insanları uzaya taşıyacak yazılım türünün ilki olacaktı. Bu sebeple hem çalışması, hem de hiçbir kusura sahip olmaması gerekiyordu. Testler sırasında hataları fark eden Hamilton, bilgisayarın kaldırabileceğinden fazla işlemle karşı karşıya olduğunu fark eder. İniş yaparken kullanılan radar %13 kapasite isterken, iniş sistemi %90 bir kapasite talep ediyordu. Hamilton, tam da bu noktada sisteme görevleri öncelik sırasına göre değil, önem sırasına göre sıralama yapmasını söyleyen bir yazılım geliştirir. Fotoğrafta gördüğünüz yazılım, Apollo 11'in görev sırasını ayarlamasını sağlayan, elle yazılmış bir kod dizisi. Hamilton'ın geliştirdiği bu kod sonucunda 'git/gitme' seçeneğini (bu seçenek uzay aracının Ay'a iniş yapıp, yapmamasına karar veren seçenektir) astronotların önüne koyan öncelik ekranları, astronotların 'git' seçeneğini seçmesiyle astronotları Ay'a indirecek emri sisteme yollar. Hikayenin geri kalanı ise tarihe geçer ve bu alana ilgi duyan kadınlar ve kız çocuklar için ilham verir!


Hamilton, NASA'nın diğer Apollo görevlerinde de NASA'yla birlikte çalışır. Kendine özel tasarım yöntemleriyse çağdaş yazılım mühendisliği yöntemlerinin temellerini atmış olur.
NASA'da boyunu aşan işler yapan Hamilton, yalnızca insanlığı uzaya taşımaya yardımcı olmaz, aynı zamanda şu an da trilyonlarca dolar değerinde olan bir alanın önünü açarak,
#STEM alanında çalışacak kız çocuklar için ilham verir.