"Bu yazıyı okurken aslında bedenimizi bir tür akvaryum gibi düşünebilirsiniz"


Balıklar nasıl akvaryumun içinde yüzüyorsa, hücre ve organlarınızın da vücudunuzdaki sıvıların içinde yüzdüğünü farz edin. Şimdi bir arabanın yaklaşıp, egzozunu akvaryuma oksijen sağlayan hava filtresine dayadığını düşünün. Su, karbon monoksitle dolacak ve balıkların yaşamını tehdit etmeye başlayacaktır. 

Ya da akvaryuma balıkların sindiremeyeceği yanlış besinleri attığınızı varsayın. Bir süre sonra bunlar çürüyüp toksik(tehlikeli türden olabilecek) etkiler yaratmaya başlayacaktır. Aynı durum bizim hücre ve organlarınız için de geçerli. Sağlıklı işleyebilmeleri için, vücudumuzdaki sıvıları, aynı akvaryum suyu gibi saf ve temiz tutmak gerekiyor. 

Sigara, yanlış beslenme, fazla yemek ve alkol tüketimi vücut sıvılarının pH dengesini bozarak asidik bir ortam yaratır. Vücudun fonksiyonlarını sağlıklı sürdürebilmesi için alkali kalması gerekir. Eğer vücudunuz uzun süreli olarak asidik kalırsa, bu kilo problemlerine ve pek çok hastalığın gelişmesine davetiye çıkartır. Ancak STEM ile bu alanda bir tür kontrol sağlayabilirsin. Bilim(S-Science) alanında araştırmalar yapmaya başla. Tıp, biyoloji gibi alanlardan referans alman mümkün. Öyleyse sence kilo ve hasta olmak arasında önleyici bir ilişki kurman mümkün mü? Bunun için sana bilgi sunacak ve sonrasında araştırmanda bir çıktı görevi görecek Teknolojiyi(T-Technology) üretebilir ve kullanabilirsin. Mesela hali hazırda vücudumuzdaki yağ, kas, sıvı ve kilo oranını boy ölçülerimize göre hesaplayan teknolojiler mevcut. Bunlar kullanılıyor. Bu teknolojiyi Mühendislik(E-Engineering) bilgisi ile yeni ve başka bir teknolojiye uyarlayabilirsin. Bu sırada Matematik(M-Math), önceki teknoloji ve senin gerçekleştireceğin yeni teknoloji arasında bir bağ kurmanda, analiz yapmanda fazlaca yardımcı olacaktır.

Aslında vücudumuzun alkali dengesini beslenmenize dikkat ederek koruyabiliriz. Bunun için 80’e 20 kuralını uygulayabilirsin. Her tabağın %80’inin alkali, %20’sinin asidik besinlerden oluşmasına dikkat ederek işe başlamamız mümkün. 

Peki, hangi besinler ne kadar alkali, ne kadar asitik? 


Yüksek seviyede alkali besinler
• Avokado
• Brokoli
• Salatalık
• Lahana
• Sarımsak
• Karalahana
• Maydanoz
• Ispanak
• Domates
• Kereviz sapı


Orta seviyede alkali besinler
• Roka
• Pancar
• Fesleğen
• Kabak
• Havuç
• Pazı
• Zencefil
• Taze fasulye
• Marul
• Pırasa
• Bamya
• Turp
• Kırmızılahana
• Kırmızı soğan
• Kuru fasulye
• Kinoa
• Chia Tohumu
• Taze hindistancevizi suyu


Düşük seviyede alkali besinler
• Badem, badem sütü
• Enginar
• Kuşkonmaz
• Brüksel lahanası
• Karnabahar
• Taze patates
• Bezelye
• Balkabağı
• Soğan
• Su teresi
• Hindistancevizi
• Greyfurt
• Nar
• Mercimek
• Susam
• Baharatlar
• Zeytinyağı
• Hindistancevizi yağı
• Omega 3 yağları


Yüksek seviyede asidik besinler
• Et
• Tavuk
• Yumurta
• Çiftlik balığı
• Kabuklu deniz ürünleri
• Peynir
• Süt ve diğer sütlü ürünler
• Alkol
• Çay, kahve
• Tatlandırılmış meyve suyu
• Yapay tatlandırıcılar
• Kakao
• Bal
• Reçel
• Marmelat
• Hardal
• Sirke
• Maya
• Kuru meyve
• Pirinç
• Mantar


Orta seviyede asidik besinler
• Buğday
• Makarna
• Ketçap
• Mayonez
• Deniz balığı
• Doğal meyve suları
• Elma
• Kayısı
• Muz
• Böğürtlen
• Üzüm
• Mango
• Portakal
• Şeftali
• Yaban mersini
• Çilek
• Keçi peyniri
• Kabuklu pirinç
• Ceviz


Düşük seviyede asidik besinler
• Ayçiçeği yağı
• Yulaf
• Soya fasulyesi
• Soya ve hindistancevizi sütü
• Nohut
• Barbunya
• Karabuğday
• Darı
• Kavun
• Taze hurma
• Erik
• Nektarin
• Kiraz
• Tatlı su balığı
• Keten tohumu
• Fındık
• Ay çekirdeği
• Kabak çekirdeği

Alkali ve asitik besinler listesi